Boğulma tehlikesi yaşayan vatandaşa Sahil Güvenlikten tıbbi tahliye Boğulma tehlikesi yaşayan vatandaşa Sahil Güvenlikten tıbbi tahliye

Eyüpsultan'da 1 Mart 2024'de yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C.'nin karıştığı trafik kazası sonucu 29 yaşındaki Oğuz Murat Aci'nin hayatını kaybetmesine ve anne oğulun ABD'ye kaçmasına ilişkin soruşturma sürüyor. Soruşturma çerçevesinde 'suçluyu kayırma' suçundan ifade vermek üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı’na gelen şüpheli baba Bülent Cihantimur’un Savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı.

"Dışarıda görüşüyorlarmış, ben bundan haberdar değildim’’
Şüpheli Bülent Cihantimur (54) kimlik tespitinde doktor olduğunu, medeni halinin ‘boşanmış’ olduğunu ve aylık gelirinin 1 milyon lira olduğunu belirtti. Şüpheli ifadesinde, "Eylem Tok isimli şahıs benim eski eşimdir. 2011 yılında kendisi ile boşandık, boşandıktan sonra ben İstanbul’a taşındım, belli bir süre sonra da Eylem, oğlumuz T.C. ile İstanbul’a taşındı. Oğlumla ilgilenmek için hayatıma kimseyi almadım. Velayeti annesinde olmasına rağmen okul ücretini ben ödedim, hatta kendisine bir şoför ve araç tahsis ettim. Annesi ile ikamet ettikleri ev de benim üzerime kayıtlıdır. Ben günlük olarak T.C. ve şoförü ile diyalog kurarım. Her sabah onlarla konuşurum, Eylem ile de oğlumuzla ilgili bir durum olduğundan konuşuyorum. Ayşe Ceren S. benim çalışanımdır, maaşını şirketten almaktadır. Eylem ile aralarında herhangi bir patronluk ilişkisi yoktur. Sadece sanat faaliyetleri nedeniyle diyalog kurmuşlardır. Ayrıca kendi tahsis ettikleri ilişkileri benim dışımdadır. Dışarıda görüşüyorlarmış, ben bundan haberdar değildim. Eylem’in evine de kendi aracıyla gitmiş’’ dedi.

"Eylem beni aradı, ‘hemen gel T.C. kaza yapmış’ dedi’’
İfadesine devam eden şüpheli Bülent Cihantimur, "Ben olayı öğrendiğimde Ayşe Ceren’i Eylem’in evinde gördüğümde şaşırdım. Ben kendisine Eylem de senin patronundur gibi laflar söylemedim. Olayın olduğu Cumartesi ameliyat yapmamama rağmen bir ameliyat ayarlanmıştı. Bu ameliyatı yaptım, uzun sürmüştü. Sonra babamla konuştum ve yorgunluktan uyuyakalmışım. 00.30 sıralarında Eylem beni aradı, ‘hemen gel T.C. kaza yapmış’ dedi. Ben normalde araba kullanmam, taksi çağırdım. Eylem ile oğlumun yaşadığı eve gittiğimde şoför Adem dışarıda bekliyordu, Ayşe Ceren de avludaydı. Eve girdiğimde T.C.’yi şok halinde gördüm, donmuş bir haldeydi. Eylem ise panik halinde birileriyle konuşuyordu. Eylem’e ‘çocuğu bana ver, hastaneye götüreyim’ dedim. Kabul etti. T.C. ile birlikte elektrikli aracıma bindik. Ben bavul görmedim, bavulun da nasıl konulduğunu bilmiyorum’’ şeklinde konuştu.

"Oğlumu Eylem’in olay yerinden gelip aldığını sonradan öğrendim’’
Ayşe Ceren S., T.C.,ve Eylem Tok ile birlikte yola çıktığını belirten şüpheli, "Kliniğe gitmek üzere anlaştık. Yolda oğluma olayı anlattırmaya başlamıştım. Yaralı var mı, ambulanslar arandı mı dedim. Kendisi bana ‘bir iki kişinin kafasında kan vardı, bir kişi yerde yatıyordu, yarım saat olay yerinde kaldım’ dedi. Ben zaten oğlumu Eylem’in olay yerinden gelip aldığını sonradan öğrendim. Aracın şarjının biteceğini anladığımda arkadaki araçtakilerden birini aradım. Şoför Adem’i beni gelip alması için aradım. Oğlumu diğer araca yolladım. Sonra Ayşe gelip benim aracımın arkasında oğlumun valizinin olduğunu söyledi. Bagajı açıp valizi aldı, benim tanıdığım Ayşe Ceren havalimanına gidileceğini bilseydi beni bu konuda uyarırdı. Bana ‘Eylem çocuğu kaçıracak’ derdi. Kesinlikle havaalanına gitmek gibi bir bilgim ve niyetim yoktu. Sonrasında ben Adem ile kliniğe döndüm. Ben eve çıktım. İkimiz de Eylem’leri bulamadık. Bulamayınca onları aradım, Eylem telefonu açmadı. Ayşe’ye ulaştığımda ise ‘hocam onlar yurt dışına gitti’ dedi. Eylem, Ayşe’nin telefonunu almış’’ diye konuştu.

"Oğlumla en son irtibat kurduğumda bana Türkiye’ye dönmek istediğini ısrarla söylemiştir’’
İfadesine devam eden şüpheli Eylem Tok’a en son Mısır’dayken ulaştığını söyleyerek, "Geri dönmesi konusunda ikna ettim. İkna olmuştu ancak sonrasında çevresinden ve medyadan gördüğü bilgilerden dolayı benimle irtibatı kesti. Sonra kendisine ulaşamadım. Oğlumla en son irtibat kurduğumda bana Türkiye’ye dönmek istediğini ısrarla söylemiştir. Her türlü yardıma hazırım. Oğlumun da dönmesini istiyorum. Oğlumla sık sık irtibat kuran bir insanım, bu durum beni de çok üzmüştür. Psikolojim bozuldu. Vefat eden kişinin ailesine taziyeye de gittim. Orada bize sitem edildi, kendilerine neden gelemediğimizi anlattım. Acılarını paylaştım, her türlü yardıma hazır olduğumu ilettim. Babası ile birbirimize telefonlarımızı verdik. Sonrasında ne kadar acılarını paylaşmak ve destek olmak için irtibat kurmaya çalışsak da kendilerinin tavırları değişmişti. Bizimle görüşmek istemediler. Oğlumun dönmesini çok istiyorum. Oğlumun gelmesi için ne gerekiyorsa yaparım. Kimseyi yönlendirmedim, hiçbir şeyi organize etmedim. Oğlumu tanıyorum, dönmek istiyor. Annesi ile döneceklerine ve adalete teslim olacaklarına inanıyorum’’ ifadelerini kullandı.


Olayın geçmişi

Eyüpsultan'da 1 Mart 2024'de iddiaya göre yazar Eylem Tok’un 17 yaşındaki oğlu T.C., saat 23.50 sıralarında 34 EEG 06 plakalı araçla seyir halindeyken yol kenarında arıza nedeniyle park halinde bulunan 3 adet ATV tipi araca çarpmış, kaza sonucu 29 yaşındaki Oğuz Murat Acı hayatını kaybederken orada bulunan diğer kişiler yaralanmıştı. Kazanın ardından polis ekiplerinden önce olay yerine gelen anne Eylem Tok, oğlu T.C.'yi olay yerinden kaçırmış, ekiplerce yapılan incelemeler sonucunda anne ile oğlunun ertesi gün saat 03.50 sıralarında İstanbul Havalimanı'ndan Mısır'a çıkış yaptıkları tespit edilmişti. Olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma çerçevesinde ise aynı gün şüpheli Eylem Tok hakkında 'suçluyu kayırma' suçundan, şüpheli T.C. hakkında 'bir kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmak' suçundan tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılırken, kırmızı bülten çıkarılması da talep edilmişti. Soruşturma çerçevesinde daha sonra şüphelilerin ABD'ye kaçtıkları ortaya çıkmıştı ve iade talebinde bulunulduğu da öğrenilmişti. Ayrıca baba Bülent Cihantimur'a 'yurt dışına çıkış yasağı' ve ‘imza atma’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.

Kaynak: İHA