İlk kez 2016'da ortaya çıkan ve bunca yıldır sebebi de kaynağı da bir türlü açıklanamayan 'Havana Sendromu' ABD'nin gündeminden düşmüyor. Son yapılan araştırmalara göre kamuoyuna duyurulan sonuçlar hem hastaları hem de uzmanları tatmin etmedi.

Yıllardır sırrı çözülemeyen ve birçok iddianın odağı olan Havana Sendromu hakkında bilgi sahibi olalım. Nedir bu hastalık?

Havana Sendromu Nedir 1

HAVANA SENDROMU NEDİR?

Havana Sendromu, ilk olarak 2016 yılında Küba’da ve daha sonra diğer bazı ülkelerdeki Amerikan diplomat ve ajanlarında görüldüğü iddia edilen bir dizi nörolojik, vestibüler ve oküler klinik belirti ve semptomlardır. Etkilenenlerde, üç aydan daha uzun süre devam eden kronik baş dönmesi, baş ağrısı, yorgunluk, mide bulantısı, denge kaybı, işitme kaybı, kulak çınlaması, görsel bozukluklar, artmış kaygı, uyku bozuklukları, bilişsel zorluklar ve değişen şiddette hafıza kaybı gibi bir dizi semptom görüldüğü bildirildi. Bu şikayetlerin kaynağına ulaşılamazken, bunun toplumsal paylaşılmış psikotik bir fenomen mi yoksa etiyolojisi henüz belirsiz tıbbi bir hastalık mı olduğu konusunda fikir birliğine varılmış değil.

Havana Sendromu Nedir 2

2019 yılında JAMA da yayınlanan başka bir çalışmada, Havana’da nörolojik belirti ve semptomlar yaşayan kişilerin MRG bulgularında tüm beyin beyaz cevher hacminde, bölgesel gri ve beyaz cevher hacminde, serebellar doku mikroyapısal bütünlüğünde ve işitsel ve görsel-uzaysal alt ağlarda fonksiyonel bağlantıda önemli nörogörüntüleme farklılıkları bulundu.

HAVANA SENDROMU NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Mark Lenzi ve karısında baş dönmesi, uyku sorunları ve baş ağrıları vardı ve çocukları kanlı burunlarla uyanıyorlardı; bu semptomların Bay Lenzi'nin Dışişleri Bakanlığı için çalıştığı Çin'in Guangzhou kentindeki dumandan kaynaklanabileceğini düşündüler. Ancak hava kirliliği, iş aletlerinin adlarını unutmak da dahil olmak üzere ani hafıza kaybını açıklayamıyordu.

2018 yılında Çin'de bir düzineden fazla Amerikalı yetkili ve onların aile üyeleri arasında tuhaf sesler ve belirtiler olarak başlayan olay, birden fazla ülkeyi kapsayan ve gizli yüksek teknolojili silahlar ve yabancı saldırılar hakkındaki spekülasyonları içeren diplomatik bir gizeme dönüştü.

En büyük sorulardan biri, Trump yönetimi yetkililerinin, Bay Lenzi ve Çin'deki diğer diplomatların, 2016 ve 2017 yıllarında Havana olarak bilinen Küba'daki Amerikan Büyükelçiliği'nde düzinelerce diplomat ve casusla aynı gizemli sıkıntıyı yaşadıklarına inanıp inanmadıkları üzerine yoğunlaşıyor. İki ülkedeki Amerikalı çalışanlar, tuhaf sesler duyduklarını, bunu baş ağrıları, baş dönmesi, bulanık görme ve hafıza kaybının takip ettiğini bildirdi.

Ancak hükümetin bu olaylara yaklaşımı kökten farklıydı. New York Times'ın araştırması, vakaları denetleyen Dışişleri Bakanlığı'nın hastalar ve olaylar hakkında tutarsız değerlendirmeler yaptığını, dış tıbbi teşhisleri göz ardı ettiğini ve temel bilgileri Kongre'den sakladığını ortaya çıkardı.

Küba'da Trump yönetimi, personelinin çoğunu büyükelçilikten çekti ve ABD'li diplomatların " hedefli saldırılara " maruz kaldığını söyleyerek bir seyahat uyarısı yayınladı. Başkan Trump, 15 Kübalı diplomatı Washington'dan sınır dışı etti ve bağımsız bir inceleme başlattı, ancak Küba herhangi bir müdahaleyi reddetti.

Yönetim Çin'e karşı daha yumuşak bir yaklaşım benimsedi. Mayıs 2018'de, Küba olayları sırasında CIA direktörü olan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, milletvekillerine Çin'de hastalanan bir Amerikalı yetkilinin tıbbi ayrıntılarının Küba'daki sendromla "çok benzer ve tamamen tutarlı" olduğunu söyledi. Yönetim bir düzineden fazla federal çalışanı ve onların aile üyelerinden bazılarını tahliye etti.

Dışişleri Bakanlığı kısa süre sonra geri çekildi ve Çin'de olanları "sağlık olayları" olarak etiketledi. Bazı memurlar ve avukatları, Küba'daki memurların rehabilitasyon için idari izne ayrılırken, Çin'deki memurların başlangıçta hastalık izinlerini ve ücretsiz izinleri kullanmak zorunda kaldıklarını söyledi. Ve Dışişleri Bakanlığı Çin'de olup bitenlere ilişkin bir soruşturma başlatmadı.

Yönetim, Çin'deki olaylar hakkında çok az şey söyledi ve sorumlunun düşman bir güç olabileceği fikrini küçümsedi. Ancak mevcut ve eski üç yetkiliye ve olaylara aşina olan diğer kişilere göre benzer olaylar, teşkilatın yurt dışındaki istasyonlarını ziyaret eden üst düzey CIA görevlileri tarafından da rapor edildi.

Havana Sendromu Ilk Nerde Görüldü

CIA’NIN GÜÇLÜ OLDUĞU YERLERDE GÖRÜLÜYOR

CIA casusu Marc Polymeropulos, gizli bir saldırının kurbanı olduğunu iddia etti. Aralık 2017’de Rusya ziyaretinden sonra baş dönmesi ve baş ağrıları çekmeye başladığını belirtti. Marc, Rusya’da gizli servis elemanları ile görüştükten sonra bunlar başına geliyor. Önce gıda zehirlenmesi yaşadığını düşünmüştü. Ancak daha sonra baş dönmesi inanılmaz boyutlara ulaştı. Yaklaşık otuz altı saat otel odasında ağrılarıyla baş başa kaldı. ABD ajanı gitgide bilişsel yeteneklerini kaybetmeye başladı. Marc, şifreli mesajında Havana Sendromuna yakalandığını söyledi.

Cia Casusu Marc Polymeropulos

Adından da anlaşılacağı üzere bu tıbbi muamma 2016’nın sonunda ilk olarak Küba’da ortaya çıktı. Kurbanlarının tümü ise ABD ve Kanadalı casus ve diplomatlardı. Bu görevliler hastalığın ilk belirtileri genellikle bir ses duyduktan sonra yaşanır. Denge kaybı ve burun kanaması gibi belirtilerde ardından gelir. Vakalar sadece Rusya ve Küba’da değil aynı zamanda Çin, Kolombiya, Cenevre ve Viyana gibi ülkelerde de görülür. Bu şehirler CIA’nın güçlü olduğu yerler.

Batılı Diplomat Hastalığı Havana Sendromu

NEDENİ BİLİNMİYOR

Bütün ülkelerin istihbarat servisleri bu hastalığı nedenlerini tam olarak çözümleyebilmiş değil. Küresel jeopolitik konularda uzman bu kişilerin hemen hemen hepsi şüpheli olarak Rusya’yı işaret ediyor. Zira Rus istihbaratının (KGB’de dahil), bu konularda uzman olduğu biliniyor. Bellincat adlı sivil toplum örgütü Rusya’nın kimyasal silahlar kullandığını iddia ediyor. Ancak Marc Polymeropulos kendisinin Havana Sendromu’na yakalandığı konusunda CIA’i ikna edemedi. Çünkü Havana sendromunda olması gereken vızıltılı bir ses duymadı. Analizler sonucunda Havana Sendromuna ait semptomlar görülmedi. Ancak Marc bir türlü düzelemedi. Haftanın neredeyse iki-üç günü evden çıkamayacak kadar yorgun. Birçok doktora muayene oldu ama hiçbir doktor ve ilaç hastalığını iyileştirmeye yetmedi.

Havana Sendromu Gizemi Neden Çözülemiyor

ÇİN’DE DE VAKA VAR

Bu gizemli hastalığa yakalanan sadece Marc değil. 36 yaşında Ticaret Departmanı çalışanı Daniel. G.’nin semptomları ilk kez Çin’de görüldü. Yöneticiler ona hastalığını açıklamaması için baskı kurdu. Maaşı ödenmedi. Bir başka muzdarip ise diplomat Mark Lenzi. Hastalığını dile getirenler ülkelerinde alay konusu oldu. İtibarları sarsıldı. Örneğin; Kanadalı Büyükelçi Patrick Parisot’un eşi Carmen Altamirano çalışanlarından birine bu hastalığı kast ederek : “Sende mi bahçede periler görüyorsun” dedi. Tedavi olmak için ısrar edenler yönetimleri tarafından aforoz edildi.

Havana Sendromu Araştırmaları (1)

MARK LENZİ VE AİLESİNİN YAŞADIKLARI ÇOK KONUŞULDU

Mark Lenzi, dayanılmayacak kadar yoğun baş ağrıları yaşıyordu. Bir yandan da sürekli tavandan gelen yüksek sesler duyuyordu. Sanki komşuları sürekli yere ağır metal eşyalar düşürüyordu.

Bir süre sonra eşinde de aynı baş ağrıları başladı. Karı koca kutu kutu ağrı kesici içiyordu artık. Biraz daha zaman geçince Lenzi'nin çocukları sabahları yataktan burunları kanayarak kalkmaya başladı.

Mark Lenzi

O zamanlar Çin'in Guangzhou şehrindeki ABD konsolosluğunda görevli bir diplomatik güvenlik memuru olan Lenzi, VICE'a yaptığı açıklamada, "2017'nin sonu 2018'in başında en rahatsızlık verici semptomum kısa dönem hafıza kaybıydı" ifadelerini kullanıyordu.

Ailenin yaşadığı bu rahatsızlıkların sebebi belli değildi. Ancak bir süre sonra, tıpkı Lenzi gibi konsoloslukta çalışan ve yan dairede oturan komşularının sağlık sorunları nedeniyle apar topar ABD'ye tahliye edildiğini öğrendiler. Lenzi, bu kadını arayıp durumunu sorduğunda şoke eden bir yanıt aldı. Kadın kendisine beyin hasarı teşhisi konduğunu belirterek, "Küba'da olan şeyin aynısı" diyor ve Lenzi'ye oturdukları daireyi acilen boşaltıp başka bir yere taşınmalarını tavsiye ediyordu.

Havana Sendromu Mark Lenzi

KÜBA’DA NE OLDU?

2016 yılının yakıcı bir Ağustos sıcağında Havana’da ABD büyükelçiliğinde CIA adına çalışan bir diplomatik ataşede baş ağrısı, bulantı, kusma, halsizlik, yorgunluk vb. şikayetleri ortaya çıkar. Bir acil tıpçı için bile son derece can sıkıcı olan bu semptomlar için hastaya Havana’da gerekli rutin tanısal tetkikler yapılır; ancak spesifik bir tanı konamaz, semptomatik tedavi ile taburcu edilir. Ancak şikayetleri bir türlü tam olarak geçmez; dahası, sonraki iki ay içerisinde aralıklarla toplam 16 ABD Konsolosluk çalışanı ve 2 Kanada vatandaşı da benzer şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvurur​1​. Durum ABD Dışişlerinin dikkatini çeker ülkede hasta olan diplomatlar Amerika’ya geri çağrılır ve kapsamlı bir sağlık taramasından geçirilir. Sonuçlar bugüne kadar tanımlanmamış, yepyeni ancak kaynağı belirsiz bir hastalığı işaret etmektedir.

2018 yılında JAMA’da bu yeni hastalığın semptomlarını gösteren 21 kişinin bulguları yayınlanır. Şikayetlerin ilk başlangıcından yaklaşık üç ay sonra bile hastalarda bilişsel bozukluk, görsel ve işitsel bozukluk, uyku bozukluğu ve baş ağrısı şikayetlerinin devam ettiği saptanır. Hastalarda bilişsel, vestibüler ve okülomotor açıdan objektif bulgular vardır. Farmakolojik müdahale gereken kalıcı uyku bozukluğu ve baş ağrısı şikâyeti yüksek orandadır. Sonuçta bu hastalardan 14’ü emekli edilir ve sadece 7’si sıkı bir iş, ev egzersiz programları ve bilişsel rehabilitasyon sonrası işe geri dönebilir.

PODCAST'TE KONUŞTU: "ZOMBİYE DÖNDÜM, İNSANLIKTAN ÇIKTIM"

"Havana Syndrome" isimli Podcast'te konuşan Tony takma isimli bir eski CIA yetkilisi, Aralık 2016'da Havana'da gizli görevde olduğu dönemde yaşadıklarını şöyle anlatıyordu: "Yatak odamda bir anda çok yüksek bir ses duydum. Ardından çok ama çok ağır bir kulak ağrısı hissettim. Sesten ve basınçtan kurtulmak için yataktan kalktım. Çok kısa süre sonra baş ağrıları, burun kanamaları ve baş dönmeleri yaşamaya başladım."

Tony benzer rahatsızlıklar yaşayan diğer ABD'lilerle birlikte Ağustos 2017'de ülkesine döndü ve Pennsylvania Üniversitesi'nde gizlice tedavi altına alındı. Muayenelerde hastaların belirtilerinin psikojenik değil gerçek olduğu sonucuna varıldı. Sendrom yaşayanlar beyin sarsıntısına benzer bir tür travmatik yaralanma geçirmiş gibi görünüyordu. Ancak geride hiçbir fiziksel kanıt bırakmadan beyin sarsıntısına yol açan şeyin ne olduğu anlaşılamadı.

Tony ise bu olayın ardından sağlık durumunun hızla kötüye gittiğini belirterek, "Fiziksel, psikolojik ve duygusal olarak hayatımın en iyi dönemini yaşıyordum. Çok güçlü bir konumdaydım ve işimi yapma konusunda çok hevesliydim. 6 ay içinde bir zombiye döndüm, adeta insanlıktan çıktım" ifadelerini kullandı.

Havana Sendromu Belirtileri (2)

86 HAVANA SENDROMU HASTASI İNCELENDİ

Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) tarafından yapılan ve sonuçları Amerikan Tabipler Birliği Dergisi’nde (JAMA) yayımlanan araştırmanın bulguları, Havana Sendromu olarak bilinen gizemli hastalıkla ilgili vakalarda “beyin hasarına rastlanmadığını” ortaya koydu.

JAMA’nın internet sayfasında yer alan raporda, “Bu keşif amaçlı nöro-görüntüleme çalışmasında, çoklu karşılaştırmalar için düzeltmeler yapıldıktan sonra, anormal sağlık belirtileri görülen kişiler ve onlarla eşleştirilmiş denekler arasında beyin yapısı veya işlevine ilişkin görüntüleme ölçümlerinde anlamlı bir fark yoktu.” ifadelerine yer verildi.

Çalışma kapsamında Havana Sendromu belirtilerini yaşamış 86 kişi üzerinde incelemeler yapıldı. Bu kişilerden 24'ü Küba'da, 6'sı Çin'de, 17'si Viyana'da, 9'u ABD'nin çeşitli yerlerinde, geri kalan 30'u ise farklı yerlerde Havana Sendromu semptomları göstermişti.

Çalışma kapsamında katılımcıların beyinleri taranarak hasar olup olmadığı incelendi. Beyin taramalarında kontrol grubuna kıyasla bir farklılık bulunamadı. Katılımcılara ayrıca kapsamlı kan testleri de yapıldı.

Araştırmacılar, çalışmanın belirtilere bir sebep bulmak üzere tasarlanmadığını; bulguların istihbarat kurumlarının yorumlarıyla paralel olduğunu ancak Pennsylvania Üniversitesi'ndeki araştırmacıların bulgularıyla çeliştiğini ifade etti.

Havana Sendromu Belirtileri (1)

SONUÇLAR İKNA EDİCİ BULUNMADI

Ancak sonuçlar herkesi ikna etmedi. Havana Sendromu vakalarıyla ilgili gizli dosyaları inceleyen ve Havana Sendromu yaşadığını söyleyen kişilerin temsilcileriyle görüşen tanınmış bilim insanı Dr. David Relman, söz konusu çalışmaların kusurlu olduğunu belirterek, "Birçok beyin hasarını taramalarla ya da kan testleriyle tespit etmek zordur" dedi.

Dr. Relman, bulguların, yaşanan rahatsızlıkların hedefli enerji cihazı gibi bir dış etkenden kaynaklı olabileceğine dair teorileri boşa çıkarmadığını da sözlerine ekledi.

Araştırmaları yayımlayan bilim dergisi The Journal of the American Medical Association, Dr. Relman'ın bulguları eleştirdiği bir makale de yayımladı.

NIH araştırmacıları, sonuçlarla ilgili basın toplantısında, daha önceki çalışmalarda kullanılan beyin taramalarına kıyasla çok daha net görseller kullandıklarını belirtti. Kontrol grubundaki kişilerin deney grubundakilerle eşleşmesinin de eski araştırmalara kıyasla daha yakın olduğu vurgulandı.

Araştırmacılar hastalara travmatik beyin hasarı ya da beyin sarsıntısı teşhisi de koymadı. Onun yerine çoğu zaman stresten kaynaklanan "fonksiyonel nörolojik bozukluklar" teşhisinin altı çizildi.

18 yaşında kazaya kurban gitmişti ! Arkadaşları Berk için lokma hayrı düzenledi 18 yaşında kazaya kurban gitmişti ! Arkadaşları Berk için lokma hayrı düzenledi

“Pennsylvania Üniversitesi'ndeki araştırmacılar ise iki araştırmanın "elmalar ve portakallar" gibi olduğunu, çünkü farklı hasta gruplarına bakıldığını, NIH'in kendi araştırmalarını tekrarlayacak şekilde tasarlanmadığını belirtti.”

Yayınlanan iki araştırmadan birinin baş uzmanı Dr. Leighton Chan, dış etkenler ihtimalini reddetmediklerini, ama böyle bir etken olmadığı takdirde "bulguların çoğunun stresle açıklanabileceğini" söyledi ve ekledi: "Herhangi bir sebep nedeniyle fonksiyonel nörolojik bozuklukları olan bireylerin gerçek, rahatsız edici ve tedavisi çok zor semptomlar sergilediklerinin altını çizmek önemli."

Kaynak: Ayşenur Yılmaz